Nasihat

Genel19/11/2008


Sevginin ve hoşgörünün sembolü olan Hz. Mevlana, en güzel hikayelerinden birinde `Cahile öğüt vermek çorak yere tohum saçmak gibidir` der.
Bir atasözümüzde de `Bir musibet, bin nasihattan iyidir` denir.
Yaşanan olaylar bu sözlerin ne kadar gerçekci olduğunu kanıtlamıştır. Ancak buna rağmen insan hayatında hatalar zinciri durmak bilmez. Hatalı halka çabuk kırılır. Usta da gecikmeden hatalı halkayı atar, yerine kalitelisini takar. Böylece hem zincir sağlam halkalardan oluşur, hemde kullandığın yerde sorun oluşmaz. Acemi usta ise mal bulmuş mağrib gibi hatalı halkayı hemen alır zincire takar. Sonra da başı dertten kurtulmaz.
Neyse biz Hz. Mevlana`nın hikayesindeki öğüde dönelim.
Adamın biri bir kuş yakalar. Kuş kendini tutana:
Beni bırak sana altın öğütler vereyim der.
Adam kabul anlamında başını eğince kuş:
Elindeyken vereceğim öğüt şu: Olmayacak söze kim söylerse söylesin inanma.
Kuş adamın elinde ilk öğüdünü söyleyince adamın sıkı parmakları gevşedi. Kuş uçup karşıdaki toprak damlı evin saçağına konunca ikinci öğüdünü verdi. Geçip giden şeye tasalanma. Elinden çıkan kaybettiğin bir şeyin hasretini çekme. Dedikten sonra kendine kulak göz kesilmiş adama :
Benim kanatlarım yüz dirhem ağırlığında eşsiz değerli bir inci gibiydi. O inci senide, çocuklarını da zenginlik ve saadete kavuştururdu. Yazık dünya da eşi olmayan öyle bir inciyi kaçırdın, dedi.
Adam bunu duyunca doğum sancısıyla bağıran bir kadın gibi feryad edip bağırdı. Kuş:
Sana nasihat etmedim mi? Geçmiş şeye üzülme demedim mi? Madem ki inci elinde gitti niye üzülüyorsun?
Sağırmısın sözümü mü anlamadın mı? Sonra bir de, olmayacak şeye sakın inanma demedim mi?
Ey yiğit insan ben kendim yüz dirhem etmezken, kanatlarım nasıl yüz dirhemlik inci olur
Etiketler: